13 Ağustos 2009 Perşembe

ESKİLER

Eskiler,eski eserler,tarih,müze,antikalar,gelenekler,adetler,çizgi film vs...
Sonuncusu ne alaka diyenlere not:(70-80)'li yıllar ve belki 90 başlarındaki çizgi filmler çok güzellerdi;bir kaç tanesini saymadan geçemiyeceğim (çizgi filme hiç dayanamam hala izlerim)Değiş tonton(favorim),Jetgiller,Çakmaktaşlar,Edi ile büdü,Muppet show,Vikingler,Red kit,Micky,donald,goofy,Gıcır ile bıcır,akıllıbıdık...
İnanın sadece bir konu çizgi filme yetmez,anlattıkça anlatasım gelir.
Keşke demeden edemiyeceğim bizim çocuklarımızında bu filmleri izlemeleri gerçekten kafalarını karıştırmayan,şiddete itmeyen,öfkelendirmeyen,zevkli ve eğitici,eğlendirici filmlere ihtiyaçları var bence,bazen seyrettiklerine denk geldiğimde ben bile korkuyorum.
Neyse gelelim diğer eskilere tarihini bilmeyenin geleceği olmaz demişler dimi?
Müzeler deyince ilk aklıma gelen Topkapı sarayı oluyor yanlız çok gitmeme rağmen (müzeden kaynaklı)sorunlar yüzünden hepsini tam anlamıyla göremedim,inceleyemedim.
Dün haberlerde Topkapı sarayında açılan bir bölümden söz ediyordu ve çok ilgi çektiğini anlatıyorlardı;İstanbulun fethini canlandırmışlar ve bunu epey büyük bir alanda 2D,3D olarak yapmış ve müziklerlede desteklemişler güzel olmuş tv'de gördüğüm kadarıyla hem de yapıldığı alan kapalıymış ama tavana özel çalışmayla(100 yıl dayanıklı malzeme kullanılmış) gökyüzü görüntüsü verilmiş,bulutların arasına Fatih Sultan Mehmetin siluetini koymuşlar,benim ilgimi çekti ve sizinle paylaşmak istedim.
Aslında yaşadığımız yerlerde bile görmemiz gerekenler olduğunu böylece anlamış oluyoruz,önce yakın çevremizi keşfetmeliyiz,sonra ilerlemeliyiz.
Müzeleri seviyorum lakin İstanbulda hala gidemediklerim var.Bir de eski sokakları,eskiden kalma binaları özellikle ahşap ise görmeyi,hissetmeyi seviyorum.
Antikacılara da rastlarsam deymeyin keyfime sizi bilmem ama ben kendimi kaybediyorum.

30 Temmuz 2009 Perşembe

ESKİ EŞYALARIN GERİ DÖNÜŞÜMÜ

Evinizde köklü temizlik yaptığınızda,artık kullanmadığınız ya da sıkıldığınız bir sürü eşya bulursunuz ve benim gibi atmaya kıyamayanlardansanız bunlar daha da çoktur.
Bu eskimiş eşyaları atmaya karar vermeden önce yazdıklarıma bir göz atın,hoşunuza gidenler olabilir.Hatta ortaya çıkan güzel tasarımlarla bunu hobi haline bile getirebilirsiniz.
Mesela seti bozulmuş,fazla kullanılmayan çatal-bıçak takımı bundan ne olurki demeyin bakın ne olmuş


Size özel orjinal bir tasarım
Şimdi de eski bir kapıyla ne yapılır görelim



Nasıl eskisine hiç benzemiyor değilmi?


Eski araba lastiğinin yeni görünümü


Şimdi ise eski olmayabilir ama farklı yaratıcılıklar kullanabileceğiniz bir KARE:



ya da çok neşeli bir yapışkan kağıtla kaplayıp (silinebilir olanlar tercih edilir)ayak kısmını büyük düğme veya kavanoz,şişe kapaklarından yapabilirsiniz.


Son bir bilgide eskimiş tüller üzerine çok yıpranmamış kısımlarından farklı ebatlarda kesip hazırlayacağınız parçaları dikip ağız kısmına kordon geçirmelisiniz. Bu torba ve torbacıkları çamaşır yıkarken problem yaratmaması için sütyen,ince çorap(naylon),pant.çorabı gibi eşyalarınızı içine koyup öyle yıkayabilirsiniz;kalıp sabun kullanıcısıysanız sabunların daha dayanıklı olması,banyonuzu güzel kokması için hazırladığınız bu torbalara koyup herhangi bir yere asabilirsiniz.
Artık bunlar benden gerisi sizden emin olun yapabilirsiniz...

25 Haziran 2009 Perşembe

DEĞERİNİ BİLMEK

Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip: “Oğlum” der “Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.”

Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve “Şunu alır mısınız?” diye sorar .. Bakkal parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra: “Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın” der. Mürit teşekkür edip çıkar. Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak bir beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gidir: Buna ne verirsiniz?” diye sorar Semerci şöyle bir bakar, “Bu der “benim semerlere iyi süs olur. Bundan “kaş dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.”
Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. “Bu kadar büyük pırlantıya nereden buldun?” diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder. “Buna kaç lira istiyorsun?” Mürit sorar: Siz ne veriyorsunuz?” “Ne istiyorsan veririm.” Mürit, “Hayır veremem.” diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar: Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.” Mürit emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Şeyhinin yanına dönen mürit büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır. Şeyh sorar: “Bundan ne anladın?” Müridin verdiği cevap çok doğrudur: “Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.” Şeyh ilave eder: “İşte oğlum sen de, sana verdiklerimi, bildirdiklerimi ve öğrettiklerimi onun kıymetini bilmeyenlere verme. Eğer bir kimseye mutlaka vermek istiyorsan, önce vereceklerinin kıymetini tanıt, onlara saygıyı öğret, sonra ver.” Niceleri vardır ki, nadide güllerden meydana gelen şahâne gül bahçesini, dikenli otlardan meydana gelmiş otlar sanır da çiğner geçerler.

19 Haziran 2009 Cuma

Güzel sözler gerçekleştirmek ise sizin elinizde


Öyle sabah uyanır uyanmaz yataktan fırlama

Yarım saat erkene kurulsun saatin.
Kedi gibi gerin, ohh ne güzel yine uyandım diye sevin..
Pencereni aç, yağmur da olsa, fırtına da olsa nefes al derin derin...

Yüzüne su çarpma, adamakıllı yıka yüzünü serin serin...

Geceden hazır olsun, yarın ne giyeceğin.
Ona harcayacağın vakitte bir dilim ekmek kızart,
Çek kızarmış ekmek kokusunu içine,

Bak güzelim kahvaltının keyfine.
Ayakkabıların boyalı olsun, kokun mis,

Önce sana güzel gelsin aynadaki siluetin..

Çık evinden neşeyle, karşına ilk çıkana gülümse, aydınlık bir gün dile.

Sonra koş git işine,

dünden, önceki günden,Hatta daha da eskiden yarım ne kadar işin varsa hepsini tamamla,

Ohhh şöyle bir hafifle
Bir güzel kahve ısmarla kendine,seni mutlu eden sesi duymak için "alo "de

Hiç işin olmasada öğle üzeri dışarı çık

Yağmur varsa ıslan, güneş varsa ısın, hatta üşü hava soğuksa..
.
Yürü, yürürken sağa sola bak, öylesine değil, görerek bak

Çiçek görürsen kokla ,köpek görürsen okşa ,

çocuk görürsen yanağından makas al.
Sonra,şöyle bir düşün, kimler sana yol açtı,
sen çok dar da iken kimler seni ferahlattı,

hani kapını kimsenin çalmadığı günlerde kimler kapını tıklattı?

Ne kadar uzun zamandır aramadın onları değil mi?

Hadi hemen uğrayabilirsen uğra, arayabilirsen ara
Hatırlarını sor, öyle laf olsun diye değil, kucaklar gibi sor..
Bu sadece onların değil, senin de yüreğini ısıtacak, yüzünde güller açtıracak.Günün güzeldi değil mi? Akşamın da güzel olsun.

Yemeğin ne olursa olsun, masanda illaki kumaş örtü olsun..

Saklama tabakları, bardakları misafire

Sizden ala misafir mi var bu dünyada

Ailecek kurulun sofraya, öyle acele acele değil,
vazife yapar gibi hiç değil,
Şöyle keyife keyif katar gibi, lezzete lezzet katar gibi,

eksik bıraktıklarını tamamlar gibi tadına var akşamının..
Gece evinde, dostların olsun
Sohbetin yemeğin, kahkahan olsun..

Arkadaşımhayat bu daha ne olsun?

Ama en önce ve illa ki sağlık olsun!



Can Yücel

9 Haziran 2009 Salı

Zamanın öğüttükleri

Bizi biz yapan nedir diye düşünmeye hiç vaktiniz oluyormu?
Ben bazen düşünüp üzülüyorum zamanın öğüttüklerine... Geri dönüşüme mi yoksa taslaklara mı göndereceğime karar veremiyorum:)
Gelenek,görenek,dostluk,komşuluk hatta akrabalık bile yitirdiğimiz değerlerimizden sadece tutturmuşuz bir yabancı hayranlığı (hem yaptıkları hem de ülkeleriyle) gidiyoruz;halbuki bu değerlerimize sahip çıksak en iyisi biz oluruz en komiğime gidende tv izlerken rastladığım yabancılarla yapılmış konuşmalar:
Ülkenizi çok beğendik,insanlar çok canayakın,misafirperver,ilgili v.s...
Şimdi bunu kendimize çevirip bakalım canayakınmışız size öyle geliyor neredeyse birbirimizin boğazını sıkacağız üstelik yaş farkı gözetmeden niçin aynı vatanda yaşarken bu ayrımcılık,hoşgörüsüzlük,saygısızlık...
Misafirperverlik desek ya ekonomiye kurban gitmiş ya dizilere ya da çağın hastalığı psikolojik sorunlara sonra ilgi iyi de kimsenin ilgisi yok ki yere düşsen yardım etmez dönüp bakmaz şimdi kulağıma biz bunları yapsakta başkası yapmıyor veya hırsızdan,uğursuzdan gözümüzü açamıyoruz dediğinizi duyar gibi oluyorum.
Tamam haklı olabilirsiniz ama bunlara gereken tepkiyi (futbolda olduğu gibi) elbirliğiyle yüksek makamlara kadar duyurup eski güvenimizi yeniden kazansak güzel olmaz mı? Çocuklarımıza bırakacağımız bu dünyayı onlara zehir etmesek ve robot yaşamlar sürmelerine mani olsak.
Sadece ilkokul kitaplarında hikaye olarak kalmasa bayramlarda verilen kumaş mendil arası şeker,harçlık, topluca yenen aile yemekleri ve sohbet,kış akşamları biraraya gelip büyüklerin masal ya da hikayeleri...
Komşuluk ise selam versek borçlu çıkarmıyız durumunda herkes hatta bazıları sizinle aynı asansöre binmemeye suratınıza kapıyı kapatmaya kadar vardırabiliyor hele yanılıpta bir şey sormak veya istemek zorunda kalırsanız kesinlikle içeride oldukları halde kapı açılmıyor.
Hani komşu komşunun külüne muhtaçtı hani yakın dost (komşu) uzak hısımdan daha yeğdi.
Hadi gelin kavuğu önümüze alıp düşünelim ve yarınlar için birlikte hareket edelim ne de olsa birlikten güç doğar.

5 Haziran 2009 Cuma

Arkadaşlık

Ne güzel şeydir arkadaşlık,
yeri gelir tadına doyulmaz yeri gelir bitsede kurtulsam olur ama onsuz olmaz bazen insan olur bazen en sevdiğimiz hayvan...
Arkadaşlık herkes için farklı anlamlar taşır çok sıkıfıkı olunca dost olunur kopulmaz yanyana gelinmesede bilirsinki o hep seninle...
Ne güzel şeydir arkadaşlık,
daha küçük yaşlardan itibaren başlar önceleri oyunla,okulla büyüdükçe mahalle,mektupla ve ilerki yıllarda işle,hayatla çeşitlenir arkadaşlık şekilleri...
Sayıları da değişir arkadaşların hatta yaşları da belki bu yüzden hayatımızda vazgeçilmezler arasında...
İçinde paylaşım gizlidir;oyuncağını,kitabını,giysini hatta hayatını paylaşmışsındır onunla ve sana hissettirdikleri ile her zaman aklında...

Umarım arkadaşlık sizlerede bunları hissettiriyordur:)